Psikolojik Deneyler

Robbers Cave Deneyi

Robbers Cave Deneyi

Robbers Cave Deneyi

     Türk Asıllı toplumbilimci ve sosyal psikolojinin kurucularından sayılan Muzaffer Şerif, Amerika’ da ‘’grup’’, ‘’çatışma’’ ve ’’rekabet’’ kavramlarının vurgulandığı bir deney tasarladı. 1961 yılında ise Amerikalı arkadaşları ile ‘’ Robbers Cave Deneyi ’’  adını verdikleri dçalışmayı gerçekleştirdiler. 

Aidiyet hissinden yola çıkılarak oluşturulan deneyde amaç; kişilerin nasıl belli bir gruba aitmiş gibi algıladıklarını, buna göre ilişkilerinin nasıl şekil aldığını grupların diğer gruplar ile nasıl ilişkiler kurduğunu göstermekti. Daha sonra ise; buna bağlı olarak çatışan grupların davranışsal özelliklerini, çatışmanın hangi sebeplerle ve nasıl oluştuğunu, çatışma sonrasında grupların ilişkilerini incelemek ikinci amacı oluşturuyordu.

     Robbers Cave Deneyi için Oklahoma’daki Robber’s Cave State Parkı seçildi.  11-12 yaşlarındaki erkek çocuklardan oluşan deney grubu için ise 22 kişi seçildi ve çocuklar rastgele bölünerek iki gruba ayrıldılar. Çocukların hepsi orta sınıf ailelerden geliyor, daha önce kötü bir davranışı olmamış normal çocuklardı. Hiçbiri daha önce birbirini tanımıyor ve deneyden haberdar değillerdi. Çocuklar, 1 kilometrelik bir alanda, birbirinden habersiz yaklaşık olarak 2 hafta boyunca kamp yaptılar.

     Deneyin ilk aşamasında grup içi bağların güçlenmesi adına etkinlikler düzenlendi. Bu aşamaya ‘’ortalama uyumlanma’’ adı verildi. Çocuklar birlikte yüzmeye, yürüyüşe gittiler. Paylaşımları arttı. Birlikte geçirilen vakit arttıkça aidiyet hissi de arttı. Aynı zamanda çocuklardan gruplarına isim koymaları istendi. Bir grup ‘’kartallar’’ ismini seçerken diğer grup da ‘’çıngıraklı yılanlar’’ ismini seçti. Bu sırada grup içinde hiyerarşi de oluşmaya başlamıştı. Tüm üyelerin birbiri ile oluşan bağları farklı bir hal almaya başlamış, liderlik özellikleri gösterenler belirmeye başlamıştı.

   Robbers Cave Deneyinin ikinci aşamasında ise gruplar başka bir grup daha olduğunu öğrenmişlerdi. Bu aşamanın amacı rekabeti ortaya çıkarmaktı. Bu sebeple rekabete dayalı etkinlikler, yarışmalar düzenlendi. Kazanan gruba ödül ya da ayrıcalıklar verilmesi, durumu daha da kızıştırmıştı. Oyunlar sonucunda ortaya çıkan anlaşmazlıklar ve sürtüşmeler sonucu, her iki grup da savunucu bir tutum takınmaya başlamıştı. Her iki grup da birbirine karşı kötü sözler ve davranışlar sergilemeye başlamıştı. Çocuklar aynı yerde yemek yemeyi bile reddediyor, birbirlerine lakaplar takıyor ve hatta karşı grubun eşyalarına zarar vermeye bile çalışıyordu. Durum iyice tehlikeli bir hal almaya başladığı için Şerif ve arkadaşları bu aşamayı erken bitirmek zorunda kaldılar. Bu aşamanın adı ise ‘’çatışmanın doğuşu’’ idi. Bu aşama gösterdi ki; aidiyet hissi ve diğerlerine karşı ön yargılı olma arasında oldukça yakın bir ilişki vardır.

     Üçüncü ve son aşamada ise, kutuplaşan ve çatışan gruplar bir araya getirilip uzlaşma ve kaynaşma sağlanmak isteniyordu.  Bu yüzden  ‘’ortak çalışmayı’’ gerektiren görevler belirlenerek gruplar arasındaki kutuplaşma, rekabet ve gerginlik düşürülmeye çalışıldı. Bu esnada araştırmacılar bazı önemli noktaları fark ettiler. Gruplar arasında bir kere bile düşmanlık ve güvensizlik ortaya çıktığında, aradaki uzlaşmayı sağlamak amacıyla sadece çatışma nedenini ortadan kaldırmak yetersiz kalmaktadır. Tam tersine gruplar bir araya geldiğinde düşmanlık göstergesi davranışların daha da arttığı gözlemlenmiştir.  Bunun yanında araştırmacılar uzlaşmayı sağlamak için başka bir yol daha denediler. Aktivitelerden birinin gerçekleşmesi sırasında kurmaca bir problem yarattılar. Buna göre, bir vandal su kaynaklarını tahribata uğratmıştı. Gruplara bunu söyleyerek ortak bir düşman yarattılar. Şimdi ise grupların su kaynağını onarması gerekiyordu. Gruplar bu amaç doğrultusunda birlikte çalıştılar. Daha sonra ise araştırmacılar herkesin hoşuna gidecek bir filmi izletmek istediklerini söylediler. Fakat bunun için herkes belli bir ücret ödemeliydi. İki grup da gerekli ücreti toplayamadı ve  ortak hedefe ulaşmak amacıyla tekrar işbirliğine gittiler. Birlikte problemleri çözdükten sonra, yani ortak çıkarları için hareket ettiklerinde, gerilim ve birbirlerine karşı duydukları nefret duygusu azalmaya başladı. Bir süre sonra, yemeklerde gruplar karışık olarak oturmaya başlamış, en yakın arkadaşları sorulduğunda diğer gruptan da isimler vermeye başlamışlardı.  Gruplar eve dönerken aynı otobüsü kullanmışlar ve hatta mola verdikleri zaman, bir grup yarışmalardan kazandığı para ile diğer gruba içecek ısmarlamıştı.

Robbers Cave Deneyi

Robbers Cave deneyini gerçekleştiren araştırmacılar sonuç olarak ortak sorun ve hedefler yaratmanın gruplar arasındaki çatışmaları çözmek için doğru bir yol olduğu sonucuna vardılar. Buna “Gerçekçi Çatışma Teorisi”  adını verdiler. Birlikte ortak sorunlara çözüm bulmanın önyargıların azalmasına ve en sonunda da tamamen kaybolmasına sebep olduğuna dikkat çektiler. 1960’lı yıllarda yapılan bu deneylerin ortaya koyduğu sonuçlar; günümüzde iş ortamlarında, sosyal ortamlarda da sık sık kullanılmaktadır.

Comment here